Bilgisayar Programlarının Patentlenebilirliği Sorunu

Patent

Hukukumuza Göre Bilgisayar Programlarının Patentlenebilirliği Sorunu

Günümüz şartlarında akıllı telefonsuz ve bilgisayarsız bir hayat artık pek mümkün görünmüyor. Hatta Corona virüs felaketi geldiğinden beri evden dışarı çıkılamadığından bu iki öğe vazgeçilmez bir parçamız haline geldi. Özellikle bilgisayarlar evden çalışanlar için zaruri bir ihtiyaç durumunda bulunuyor.

Geçmişte tek bir marka tarafından üretilen bilgisayarlar 90’lı yıllarda bilgisayar üreten firmaların sayısının ciddi oranda artmasıyla, bilgisayarlarda kullanılan programlarda patent sorunları ortaya çıkmaya başladı. Bazı ülkeler bilgisayar programlarının haksız bir şekilde kullanıldığını ve bunun giderek yaygınlaştığını fark ederek yasal önlemler almaya başladı. İlk önlem alan ülke Amerika, 1980 tarihli Bilgisayar Yazılım Hakları Yasası (Computer Software Copyright Act) ile bilgisayar programları üzerindeki hakları yasal koruma altına almıştır. İngiltere, 1985 tarihli Bilgisayar Yazılım Yasası (Copyright “ Computer Software” Amendment Act) ve 1988 Desenler ve Patentler Yasası (Copyright, Designs and Patents Act) ile bilgisayar programlarının koruma altına almıştır. Dünya genelinde fikri mülkiyet haklarının korunması için Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarından biri olan WIPO( World Intellectual Property Organization) kurulmuştur. Avrupa’da patent sistemine bir düzenleme getirmek ve tek bir patent verilme sistemi oluşturmak için Avrupa Patent Anlaşması imzalanmıştır. Türkiye, 29.01.2000 tarihinde sözleşmeye dâhil olmuştur.

Fikri Mülkiyet Hakları, ülkelerin kendi sınırları içinde korunur. Diğer ülkelerde de bu hakkın korunması isteniyorsa ilgili ülkenin yasal mevzuatlarına uymak gerekir. Ülkemizde Fikri Mülkiyet Haklarından Türk Hukuku çerçevesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Türkiye’de ikamet eden, sınaî veya ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler faydalanır. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına kanunen veya fiilen koruma sağlayan devletlerin uyruğundaki gerçek ve tüzel kişilerde bu haklardan faydalanır.

Ülkemizde bilgisayar programlarını koruyan yasa “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri” kanunudur.  Bu kanunda yer alan 1/B maddesinin g bendinde Bilgisayar programını tarifi; “Bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları” şeklinde yapılmıştır. Edebi niteliği olan fikri ürünler patent hukukunun konusu değildir. Çünkü patent hukuku patente bağlanabilir buluşları kapsar. Bilgisayar programlarının öğelerinden, fikri hukuk kapsamına giren, program akışı, kaynak kodu ile kullanıcı ara yüzünü patent hukukunun konusu değildir. Bilgisayar programlarının, bir edebi eser olarak korunmaya başlamasından sonra, kimin ve neyin korunacağı konusunun belirlenmesi çok daha kolay ve net olmuştur. Böylelikle, bilgisayar programını yazan kişi, programın hak sahibi olarak, eser sahibine tanınan bütün maddi ve manevi haklardan yararlanma yetkisine sahip olmuştur.  Bu yetki ile program sahibinin, programı değişiklik yapılmaksızın topluma sunma yetkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda hak sahiplerine tanınan bütün maddi haklardan yararlanması da söz konusudur. Bu yararlanma aşağıdaki işlemleri kapsamaktadır;

  • Bir programın yeniden biçimlendirilmesi, kaynak kodundan nesne koduna çevirme suretiyle yapılacak değişiklikler,
  • Mevcut programın işlenmesi suretiyle ortaya yeni bir program çıkarılması veya mevcut bir programda ekleme, silme yahut yeni düzenlemeler yapılması,
  • Hazırlık ve tasarım malzemesinin yüksek düzeyde bir programlama diline veya makine diline dönüştürülmesidir.

Türk Patent ve Marka Kurumu ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, ülkemizde patent ve telif haklarının korunmasıyla ilgili olan kurumlardır. Bilgisayar programları, ülkemizde “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri” kanunuyla korunmaktadır. Sınai Mülkiyet Hakları Kanununa göre bilgisayar programları ve veri tabanları patent ile korunamaz. Ancak, yenilik, buluş, sanayiye uygulanabilirlik gibi patentlenebilirlik ölçütleri sağlanırsa, program algoritmaları (program kodları hariç) yöntem olarak patentlenebilir. Bilgisayar programlarının ve iş metotlarının teknik karakter taşıyan özellikleri de patent koruması kapsamına girmektedir.

5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanununun 71.maddesine göre: “Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan,  ithal veya ihraç eden,  kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.” ibaresi yer almaktadır. Ayrıca 75.maddede “71  ve  72  nci  maddelerde sayılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması şikâyete bağlıdır. Yapılan şikâyetin geçerli kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermeleri gerekir”  ibaresi bulunmaktadır. 75.maddenin devamında ise “Bu Kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlar dolayısıyla başta Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve malî hak sahibi kişiler şikâyet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler.” İbaresi bulunur. Bu maddelerden de anlaşılabileceği gibi 5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından koruma altına alınan bir yazılımın sahibinin izni olmaksızın kopyalanması, çoğaltılması, satılması, dağıtılması ve kullanılması yasaktır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bir yazılımı yasal olarak satın alan kişiye, bu yazılımın 1 adet kopyasını yedek olarak alabilme hakkı tanımaktadır. Yazılımın 1 adetten fazla kopyalanması, kiralanması ve satılması yasaktır. Ülkemizde bilgisayar programları edebi eser olarak tanımlandığından telif hakkı söz konusudur.

Yasalarımızda bilgisayar programlarının hazırlık aşamaları da eser olarak kabul edilmektedir. Fakat bu hazırlık aşamaları sonucunda bilgisayar programı ortaya çıkmıyorsa, hazırlık aşamaları eser niteliği taşımamaktadır. Kaynak kod ve nesne kodu da hazırlık aşamaları olarak değerlendirildiğinden hukuki olarak korunmalarında gelecek aşamaların program olması koşulu gereklidir.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayar programları hem ulusal hem de uluslararası arenada gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bilgisayar programlarının sahiplerinin haklarının Fikri ve Sınai Haklar Hukuku alanında ve Bilişim Hukuku alanında korunması kaçınılmaz olmuştur. “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri” kanunun 2.maddesinde, ara yüze temel oluşturan düşünce ve ilkeler de dâhil olmak üzere programın herhangi bir öğesine temel teşkil eden düşünce ve ilkeler koruma kapsamı dışında bırakılmıştır. Çünkü bilgisayar programları, diğer edebi eserlerden farklı olarak, yerine getirdiği işlevler nedeniyle patent koruması kapsamına da girebilmektedir. Örneğin bir buluş içeren veya sanayiye uygulanabilir nitelikte ürün geliştirenler, bu ürünlerin patentlenmesi halinde, bu ürünlerin görevlerini yapmasında rol alan bilgisayar programları da dolayısıyla patent korumasından yararlanmaktadır. Bilgisayar programlarının doğrudan patent korumasından yararlanabilmesi için hukukumuzda gerekli düzenlemelerin yapılması ve bilgisayar programlarının kendine has özelliklerinin de hem patent koruması hem de telif hakları özelinde korunması önem arz etmektedir.

 

Kaynaklar:

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Solve : *
30 ⁄ 15 =